antique
[ænˈtiːk]
eski; antik; nostaljik
Antique örnek cümleler:
- She is a trader who specializes in antique items.O bir antika eşyalar konusunda uzmanlaşmış bir tüccardır.
- She admired the intricate patterns in the wood of the antique table.Antika masanın ahşabındaki karmaşık desenlere hayran kaldı.