blending
[ˈblɛnd.ɪŋ]
karıştırmak; harmanlamak; birleştirmek
Blending örnek cümleler:
- The process of transforming raw cotton into fabric requires skilled craftsmanship, blending tradition with modern techniques for optimal results.Ham pamuğun kumaşa dönüştürülmesi süreci, gelenekle modern teknikleri harmanlayan ustalık gerektirir.
- The mixture of cultures in the city creates a vibrant atmosphere, blending old traditions with modern influences.Şehirdeki kültürlerin karışımı, eski geleneklerle modern etkileri harmanlayarak canlı bir atmosfer yaratır.