cabin
[ˈkæb.ɪn]
kabin; kabin; kabin
Cabin örnek cümleler:
- The snowy path to the cabin was marked by footprints of previous adventurers.Karla kapısına giden karla kaplı yol, önceki maceracıların ayak izleriyle işaretlenmişti.
- Consciousness of her surroundings came quickly as the icy wind hit her face upon leaving the cabin.Buz gibi rüzgar, yüzüne çarptığında çevresinin farkındalığı hızla geri geldi.