disrupt
[dɪsˈrʌpt]
kesmek; bozmak; altüst etmek
Disrupt örnek cümleler:
- Severe snowstorms can make travel dangerous and disrupt daily life.Şiddetli kar fırtınaları seyahatleri tehlikeli hale getirebilir ve günlük yaşamı aksatabilir.
- Electrical storms can disrupt power lines and cause outages in large areas.Elektrik fırtınaları, enerji hatlarını kesintiye uğratabilir ve geniş alanlarda kesintilere neden olabilir.