zero [ˈzɪroʊ] sıfır; sıfır; hiçbir şey Zero örnek cümleler: I have zero apples at home. Evimde hiç elma yok. He has zero friends in school. Okulda hiç arkadaşı yok.
zone [ˈzoʊn] bölge; alan; sektör Zone örnek cümleler: There is a special play zone for kids at the park. Parkta çocuklar için özel bir oyun alanı bulunmaktadır. We entered a new time zone. Yeni bir saat dilimine girdik.
zones [ˈzoʊnz] bölgeler; alanlar; sektörler Zones örnek cümleler: The new bridge will connect the city to nearby industrial zones. Yeni köprü, şehri yakındaki endüstriyel bölgelere bağlayacak. The two countries agreed to create separate zones for wildlife preservation. İki ülke, yaban hayatını koruma için ayrı bölgeler oluşturma konusunda anlaştı.
zoo [ˈzuː] hayvanat bahçesi; hayvan barınağı; kaos Zoo örnek cümleler: He likes to observe animals at the zoo. Hayvanat bahçesinde hayvanları gözlemlemeyi sever. The zoo has many different kinds of animals. Hayvanat bahçesinde birçok farklı hayvan var.